Hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2013 Perşembe

Bebek ile ilgili eğitimler

Hamilelik çok şükür sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Bu süreçte bebekle ilgili hazırlıklar devam ederken, sürekli bir bilgilenme içerisindeyiz. Kimi zaman gittiğimiz hastanelerden, kimi zaman aile hekiminden, kimi zaman ise internet gibi elimizin altındaki bilgi kaynaklarından yararlanıyoruz.

Eğitim şart

Daha bebeğimizin haberinden yoksun olduğumuz günlerdi, tatildeydik, hiç fırsatım olmamıştı ve bir babalar günüydü. Daha sevgili iken babalar gününde eşime bir fotoğraf albümü almıştım. "Bu albüm sen ve çocuğumuzun olsun." dercesine… Eşimde bundan çok etkilenmişti. Bundan sonra onu babalar gününde etkilemek zordu ve ben gizliden gizliye ona bir kitap aldım.
Açıkçası çok araştıramadığımdan, ani bir karar olduğundan dolayı ismine ve kapağına bakarak aldım. Dr. Benjamin Spoks'tan "Bebek bakımı ve çocuk eğitimi" isimli bu kitabı eşim yadırgadı. Maalesef ki o kitap okuyan bir insan değildir. Kitabı almışken kenara  atmayıp ben okumayı tercih ettim. Bebek sahibi olmanın aslında batı ve doğu insanları arasında farklı karşılandığını, farklı eğitimler verildiğini ve bunun da kişilikten kaynaklı bir değişim olduğunu gördüm. 

Bu değişikliğe daha sonra uzunca bahsedeceğimiz bir konu olan uyku üzeriden örnek vermek yerinde bir karar olacaktır. Bebeklere uyku eğitimi, batıda ağlatarak ama 2 hafta kadar sonra düzen kazanmış bir şekilde başarıyı ve rahatlığı elde ederek sağlanır iken doğuda annelerin yufka yürekleri yüzünden tam bir çile olarak veriliyormuş. Memede uyuyacak, sallanacak saatlerce vs. Anne açısından oldukça yorucu, bebek için ise düzensiz bir durum işte. Gerçekten de akıl yürütünce bebeğin eğitimini verirken bebek hiçbir şeyden habersiz olduğunu unutmamak gerekir. Bir bebek sallanacağını nereden bilecek de isteyecek, değil mi? 

Kitap ve internetten okuduklarımdan ayrı, bir de eş dost, akrabadan gelen kimi zaman doğru kimi zaman yanlış bilgiler var. Her bebeğin huyu başka diye başlayan ama en doğrusunu kendileri bilen onlarca insan var. Gerçi ben de kesin öyle bir anneyimdir artık :) Bu arada babycenter sitesinden (ya da android uygulamasından) İngilizceniz iyi ise doğum süreci ve bebek bakımı ile ilgili binlerce konu hakkında bilgi alabilirsiniz. 

Bir de unutmadan bir Cumartesi günü özel bir hastanenin eğitimine katılmıştık. Geçen sene yani 2013 yılında İBS anne-çocuk fuarında davet etmişlerdi, biz de üşenmedik gittik. Bir sürü özel hastanenin bedava eğitimleri var bence katılın. Doktorları tanıyıp kafanıza takılanları sorabiliyorsunuz, hem promosyonlardan faydalanıyorsunuz, hem de bir hamile olarak yiyip içebiliyorsunuz. Bizim katıldığımız eğitimde verilen lohusa şerbetleri süperdi. Ayrıca o zamanlar ben ilgilenmemiştim ama süt sağma pompalarından bebek bezlerine kadar bir çok ürün hakkında da bilgi edinebiliyorsunuz. Ayrıca başka hamileleri görmek, hele de çiftleri ve tedirginliklerini seyretmek insanı rahatlatıyor o dönemde. Bu eğitimde en korktuğum konu olan bebeğin yıkanması hakkında verilen bilgiler beni rahatlatmıştı. Ayrıca bebeğin uyuyacağı oda sıcaklığı vs. bir sürü konuda da aydınlanmıştım. Eğitime katılmasaydım bebeği sıcacık yatırırdım. İdeal sıcaklık 21 derece artık biliyor ve ona göre hareket ediyorum. Gerçekten de bebeğim serin yerlerde daha derin ve kesintisiz uyuyor. Sizlere de tavsiye ederim.

Bir başka eğitimde benim eşimden ayrı olarak katıldığım aile hekimimizin verdiği ve benim bir oyuncak kuzu ile simülasyonunu yaptığım emzirme eğitimi oldu. Sağolsunlar zaten bebek hakkında aşısından yemesine, hastalıklarından nasıl bakılacağına, hatta yemek konusu derin neyi nasıl pişirip vereceğimize kadar her konuda beni bilgilendirdiler. 

Son olarak İBS anne bebek fuarında da çeşitli eğitimler vardı. Mesela bebeğin altı nasıl değiştirilir ve bebeğe gaz masajı nasıl yapılır. 2014 İBS anne bebek fuarına bu sene katılamayacağım. Düğünümüz var şehir dışında olacağım. Bu nedenle üzülüyorum. Bu fuara da katılıp çeşitli eğitimlerden siz de faydalanabilirsiniz. Bu sene doğuma hazırlık kursu ve çeşitli doktorlar da varmış. Geçen sene şu ünlülerin doğum koçu olan bir bayan var ya o da vardı. Bu sene de orada olabilir. Benden tavsiye: http://www.ibsfuar.com 

Şimdi bebeğimiz büyüyor artık bakalım daha ne gibi eğitimlere devam edeceğiz. Sonuçta ona eğitim vereceksek önce biz eğitilmeliyiz, öyle değil mi? :)

Babaya hamilelik eğitimi

Bu süreçte şüphesiz anneler daha fazla bilgi sahibi olmaya eğilimli. Babalara bildirilmeden geçirilen süreçler, babaların iş durumları nedeniyle bebekleriyle başbaşa kalmaları nedeniyle hamilelik onlar için daha özel bir hale geliyor.

Benim hanımın hamileler için plates eğitimine hiç girmeyeceğim. Bir dvd ve sonrasında internet üzerinden devam eden bu eğitimi irdeleme gereği duymadım. Eşimin evde gerçekleştirdiği bu eğitime hiç müdahil olmadım diyebilirim.

Günümüzde internetin hemen her eve girmesi güzel sonuçlar doğursa da bazı kötü getirileri olmuyor değil. Öncelikle yapmanız gereken eşinizi hamile ve doğum videolarından uzak tutmak. Öyle videolar var ki siz bile korkabilirsiniz. Kaldı ki hamilelik döneminde duygusal fonksiyonları aşırı artan hanımların bilgi sahibi olmak bahanesiyle bir de bu videoları izlemeleri durumunda oluşabilecek korku seviyesini kestiremiyorum bile. Bu nedenle aile babası olarak bahanesi bilgilenmek, öğrenmek, sadece görmek her ne olursa olsun doğum ve hamilelik videolarından uzak tutuyoruz.

Hamilelik döneminde farkına vardığımız bir durum da özel hastanelerin bazen ücretsiz seminerler düzenlemesi. Bu seminerlerden birisine Hisar Hastanesinde katıldık. Gayet başarılı  geçen bu eğitimde, branşında doktorlardan bilgi alıyor ve dilediğiniz gibi soru sorabiliyorsunuz. Kalabalık ve herkesin hamile olması ortama bir samimiyet katıyor. Sonuçta bu kadar hamileyi bir arada başka zaman göremezsiniz. Eşinizle birlikte sizin de katılmanızı tavsiye ederim. Kimi zaman babalara tavsiyeler de verilebiliyor. Bir de yine aşırı duygusal eşinizin olayları yanlış anlamasına engel olmanız gerekebilir :)

Bunların dışında hemen her kontrolde elinizde sağlık bakanlığı veya hastane tarafından basılmış broşürler olacaktır. Aile hekimi hamilemizi sürekli takip ediyor gerekli eğitimleri kimi zaman oyuncak bebek üzerinde vermeye çalışıyor.

[Devamı...]

Bebekler için sünnet

Yeni doğan sünnetiİslam inancını taşıyan erkek bebeğe sahip anne babalar için sünnet basit ama kafa kurcalayan bir aşamadır. Bazıları erken yaşlarda, hatta yaşında olmadan sünnet ettirmeyi, bazıları daha geç vakitlerde sünnet olayını
gerçekleştirmeyi tercih eder. Biz de oğlumuzda yeni doğan sünnetini gerçekleştirmeyi uygun gördük.

Ben oğluşumu sünnet ettirmem...

Sünnet... Ben her zaman "Bebeğime kıyamam onu sünnet ettiremem. Hem farz değil ki sonuçta sünnet." der dururdum. Elbette başa gelmeden bazı şeyler hakkında yorum yapmak boş. Erkek bebeğimiz oldu ve doğmadan önce bu konu ile ilgili araştırma yaptım. Sünnetin sağlık açısından önemli olduğunu gördüm. Hatta tarihte savaşta ordudaki askerlerin inançtan alakasız bir biçimde hastalanmamaları için sünnet ettirildiğini bile okudum. Sonuçta bebeğim günün birinde de ben karşı çıksam bile ya babasının ya da kendi isteği ile sünnet ettirilmesi gerekliiliği ortaya çıkacaktı.

Kendi yeğenimin sünnetinden hatırladıklarım yavrucağın önce evde doktor tarafından sünnet edilmeye çalışılması ve çok acı çekmesine rağmen sünnet olmamasıydı. Daha sonra hastanede olması gereken şekilde sünnet edilmişti. Araştırmalarımda da gördüm ki sünnetin hastanede cerrah tarafından yapılması önemli idi.

Bir başka önem kazanan konu ise sünnet yapılacak çocuğun yaşıydı. Bebeklerin ilk 11 gün içerisinden sünnet edilmesi ağrı duymamalarını sağlıyormuş. Ayrıca 2 ila 6 yaş arasında psikolojik açıdan da sünnet yapılmamalıymış. Zaten acı duymayacağını öğrenmek yeterli idi. Hastanedeki 2. günümüzün akşamında bu konuyu eşimle enine boyuna konuşup, bebek hemşiresinden de tavsiyeler aldıktan sonra hastaneden çıkmadan bu işi tamamlamaya karar verdik.

Ertesi sabah bebek hemşiresi, çocuk doktoruna, çocuk doktoru çocuk cerrahına yönlendirdi. Bu arada biz sabit onlar gidip geliyorlar :) Bu da hastanenin başka bir artısıydı. Çocuk cerrahı bizi tam anlamıyla bunun hemen şimdi yapılmasının çok avantajlı olduğuna ikna etmesi ile yaklaşık bir saat sonra bebeğimizi ona teslim ettik. Bebeğimi benden tam emzirecekken aldılar ve ameliyathaneye girmeden bizden habersiz 30cc kadar mama verdiler. Sonra lokal olarak anestezi ile operasyonu toplam da gidiş geliş de dahil 40 dk içerisinde tamamladılar. Bu sırada 3 kez koridorun sonuna kadar yürüyüp bebeğimi merak etmekle meşgul oldum. Sonunda bebeğimiz geldi ve evimize doğru yola çıktık.

Evde 8 saat boyunca bebeğim uyanmadı. Hemen bebek hemşiresini aradım. Onlarda mama yediği için karnının tok olduğunu ve biraz da olsa anestezinin etkisinin olacağını söylediler. Herşey normaldi yani. Böylece halk tabiri ile bebeğim hayatının 3. gününde erkek oldu.

Bebeğin sünnetle ilgili bakımına gelince bebeğin göbeğine zaten hergün pansuman yapılıyor. Sünnet yerine de bu sırada doktorun verdiği kremi sürüyorsunuz zaten altı bezli olduğundan sarmanız falan da gerekmiyor. Çok çabuk iyileşti zaten. Kaç gün sonraydı hatırlamıyorum bebeği Dr. Cem Beye kontrole götürdük. Herşey yolundaydı ve bu kadardı işte. Ucundan azıcık...



Ucundan azıcık

Ben 7 yaşımda sünnet oldum. Bütün süreci net hatırlarım ve hatırladığım kadarıyla çok da ahım şahım bir olay değildi. Yanlış anlaşılmasın sünnet süslemeleri, kıyafetleri, eğlencesi hepsi yapıldı. Güzel de olmuştu ama şimdi dönüp değerlendirdiğimde çok bir esprisini göremedim.

Sünnet işi artık daha bir dikkatli yapılıyor. Çocuğun yaşı, o anki olgunluğuna çok daha fazla önem veriyorlar. Eskisi gibi önüne gelen her kişinin yaptığı bir işten ziyade doktorların hatta daha ileri seviyede çocuk cerrahlarının yaptığı bir iş haline geliyor. Özellikle internette arama yapıp çıkan sonuçlara göre girdiğiniz forumlarda önerisi yapılan bir çok çocuk cerrahına denk gelebilirsiniz.

Ben de yeni çağın muhteşem bilgi aracı olarak interneti kullandım ve gördüğüm sonuçlar karşısında hayrete düştüm. Önceleri köyde mahallede ismi çıkan bir adamın eğitim almadan yaptığı bir iş, biraz da annelerin gazıyla çocuk cerrahlara kadar gelmiş. Ortalama 400-900 TL bandında seyreden bu operasyon için 1500-2000 lira seviyeleri de görülmüş. Hastanemizde 850 liraya mal olan operasyonu çıkmadan gerçekleştirmemiz durumunda 650 lira ödeniyordu. Bu bakımdan yeni doğan sünneti yaptıracak kişilerin doğum sonrası hastane çıkışı almadan yetkililerle görüşmesini tavsiye ederim.

Diğer bir sonuç da artık tavsiye edilen yaş aralığının 0-1 ve 5'den sonrası olarak belirlenmiş olması ve bunların için de en uygun görülen zaman bebeğin doğduğu ilk ay. Yeni doğan sünneti de denilen bu seçenekte bebek çok çabuk iyileşiyor, işlem çok kısa ve acı hissedilmiyormuş.

Bu bağlamda doğum sonrasında henüz hastaneden çıkmadan eşimin hatırlatmasıyla sorup soruşturduk. Hastaneden aldığımız bilgi doğrultusundan hastanenin çocuk cerrahının dışarıda olması nedeniyle telefonla konuştuk. Daha telefonla beni ikna eden (zaten iknaya meyilim vardı) Cem Bey, hastaneye geldikten sonra bir çırpıda eşimi de ikna etti. Çıkış işlemlerinin yapılacağı gün erkenden operasyon yapılmasına karar verdik.

Son günümüzde hastaneden çıkmadan Dr.Cem Sultan Kara eşiliğinde bir hemşire bebeği alıp ameliyathaneye götürdü. 40 dakika sonra operasyon tamamlandı ve uyumuş halde olan bebeği bize verdiler. Doktorun bakım sürecini anlatması ve tavsiyelerini dinledikten sonra hastaneden ayrıldık.

Eve gelirken uyanmayan 3 günlük bebeğimiz akşam vakitlerine kadar devam eden aralıksız uykusu ve meme almayışı öncelikle eşimi endişelendirdi. Biraz daha sabrederek devam eden bekleyişimizde benim kararlı tavrımın yerini endişeye bırakmasıyla doktoru aradık. Normalde en fazla 2 saatte bir emmesi gereken bebeğimiz aralıksız 8 saattir uyku halinde idi ve meme almıyordu.

Ameliyathaneye girerken mama yedirilen (tok olması önemliymiş), ameliyat sırasında anestezi alan bizim bebeğin bu kadar uyumasının gayet normal olduğunu doktordan öğrenince yüreğimize su serpildi diyebilirim.

Dikişsiz yapılan yeni doğan sünnetinde, hasarlı noktanın sarılmasında bant gibi bir araç kullanıyorlar. Bu bant zamanla ortamın nemli oluşundan düşüyormuş. 18 saat aralıksız uyuyan bebeğimizin bandı sabahki bez kontrolünde düştü. Erken düşmesinde herhangi bir sorun olmuyormuş. Bundan sonraki süreçte verilen merhemin sürülmesiyle devam ettik ve 7.gün sonunda doktordaki kontrolümüzle sünnetimizi tamamladık.

Bana kalırsa daha yolun başında, haberi olmadan, acı çekmeden, hastaneden çıkmadan, kısa süre içerisinde iyileşme ihtimalinin yüksek olması nedeniyle yeni doğan sünneti bulunmaz nimet.

Sünnet düğünü yapmamamız nedeniyle sitemde bulunanlara eşim gibi "ilerde istersek onu da yaparız" diyorum.
[Devamı...]

4 Kasım 2013 Pazartesi

Doğum, Bebiş geliyor

9 ay 15 günlük sürecin sonra artık bebeğimizin dünya gözüyle görme vakti geldi. Gerçi bizim bebek biraz fazla rahat çıktı. Hala dışarı çıkmaya dair bir istek belirtmedi. Şu an bulunduğu yerde keyfi yerinde ki annemizde ne sancı var ne de bir tepki. Doğum vakti de geldi. Buyurun bakalım nasıl bir doğum olacak.

Zor anlar

Doğum, hamilelik boyunca korkum oldu. İlk andan itibaren nasıl bir doğum olacağına karşı endişelerim devam etti. Suda doğum mu? Epidural mi? Sezaryen mi? Normal mi? Seçenek belki az gibi görünüyor ama hayati ve önemli olduğu için seçmek zor.

Başlangıçta doğum videolarına baksam da (aslında bakamasam da :)) tercihimi ne yönden kullanacağımı bilemedim. İnternetten bir çok kişinin doğum anılarını okudum ve çıkmaza girdim. Eşimin de kızmaları sonucu nasıl doğum yapacağıma hamileliğin ilk aylarında değil de doğum yaklaştığında karar vermem gerektiği sonucuna vardım. Böylece sona yaklaşana kadar herhangi birşey okumadım ve seyretmedim.

Hamileliğin sonlarına yaklaşırken doktorlarım herşeyin normal doğuma uygun olduğunu söylüyordu. Ben de buna kendimi hazırlamıştım. Çocuğum ve benim sağlığım için normal doğumdan daha öte birşey olamazdı. Tabiat en doğrusunu bilir her zaman. Doğum tarihi yaklaşırken ağrı, sancı vs. birşeyler yoktu hala. NST çekilirken ve kontrollerde bayanlar sancılarından bahsediyorlardı. Ben de ne kadar şanslı olduğumu düşünüyordum, eee sonuçta gayet iyi gidiyordu süreç, ağrısız sancısız.

Doğum tarihi geldi çattı hala bir belirti yoktu. 3 gün daha geçti. Doktoruma gittim ve ultrasonla bakıp "kanala girmemiş" dedi. Bu ne demekti şimdi!!! Moralim her açıdan bozuldu. Hem muayeneden dolayı hem bu haberden dolayı. Kanala bu vakte kadar girmeyen bebeğin kanala girmesi artık zor olurmuş. Beklenebilirmiş ama bu süreçte devamlı NST alınması, kontrol edilmesi, bebeğin hareketlerinin takip edilmesi gerekiyormuş. Bebek kakasını anne karnında yapabilir ve hem anneyi hem de kendini zor durumlara (ölümcül durumlara) sokabilirmiş. Doktorum tercihi bize bıraktı. Ya tüm sorumluluğu alıp bekleyecektik ya da ertesi gün sezeryan ile bebeği dışarı çıkaracaktık. Çocuğum yerinden çok memnundu :)

Bebek süsü

4. gün sezaryanla bebek dünyaya geldi. Sezaryen kararı zor bir karardı ama en azından doğum sürecine hazırlanmak için önümde saatler vardı. Aslında herşey de hazırdı, ben hariç. Aşırı heyecanlıydım. Sonunda gece oldu ve artık yemek yememem gerekiyordu. Susayıp duruyordum ve su içme yasağını çiğnedim bir iki defa. Sabah kalıp saçımı makyajımı yaptım, giyinip süslendim. 7.30 gibi hastanedeydik. Boşuna bir hazırlıkmış benim sabah hazırlığı. Hemen odaya alıp, lavma, sonda, NST' nin bağlanması ve damar yolunun açılması ile tam anlamı ile dağıldım. Bu dağılmanın ardından anestezi doktoru gelip Epidural sezaryen ile ilgili bilgi verdi ve bazı belgeler imzalattı. Yirmi dakika sonra ise hasta bakıcı gelip tekerlekli sandalye ile beni ameliyathaneye aldı. Çok kısa bir mesafeydi aslında ama öyle olması gerekiyormuş işte.

Sedyeye otur dediler. Bir hemşire kolunu uzatıp koluma sıkıca sarıl ve kıpırdamadan otur dedi. Bir dakika bile olmadan tamam sırt üstü uzan dediler. Bu işlemin bu kadar kısa ve acısız olduğuna hala inanamıyorum. Sonra hissisleşmeye başladım ve bana durum hakkında bilgi veriyorlardı. Ne yapmam gerektiğini açıkladılar. Herşeyi hissedeceğimi ama acı duymayacağımı, acı duyarsam hemen haber vermem gerektiğini söylediler. Daha sonrasında karnımda dolaşan parmakları, kesilme hissini hatırlıyorum. Bir ara fazla hissedince onlara haber verdim ve dozu artırdılar. Bunların hepsi 5-10 dk içerisinde oldu ve bebek yanımdaydı. Onu öptüm ve hemen götürdüler. Telefonda birine bilgi veriyorlardı: "3.200, 51cm sağlıklı erkek". Karmaşık duygular; öptüğüm an ve bitmek bilmeyen dikilme.

Sonunda herşey bitti ve beni odama götürdüler, bebeğim yoktu. Bir taraftan onu merak ederken diğer yandan anestezinin etkisi geçiyordu ve beyefendi geldi. O an ağlamaya başladım. Hayatımdaki en dayanılmaz andı ve eşim iyi ki yanımdaydı. Beni annelerimizden sakladı, aynı oda içerisinde. Sonra titremeye başladım. Kendime hakim olamıyordum, kasıldıkça sallanıyor sarsıldıkça da belli belirsiz ağrılar hissediyordum ama yoruluyordum. Hemşire o an gelip seruma birşeyler kattı ama çok net hatırlamıyorum. Sonra yavaş yavaş kendime geldim. Zorlu süreç neredeyse böyle tamamlandı. Artık bebeğimiz benimleydi. Mutluluğu tarif edilemez.

Hoşgeldin bebek….

Anne

Baba oluyorum

9 ay 15 günlük süreç gerçekmiş. Biz doldurduk 4 gün de geçirdik. Anneler, babalar artık yanımızda. Halalar, teyzeler, dayılar, amcalar haber bekliyor. Baktık olmuyor en başından beri aldığımız normal doğum kararını bozup sezaryen olmasına karar verdik.

Tabi bu direkt olarak bizim kararımız ile olmuyor. Bebeğinin normal süreden fazla anne karnında durması bir takım sakıncaları içeriyor. En tehlikeli olan bebeğin geçirilen bu fazla zamanda kakasını anne karnında yapıp onu soluması ile oluyormuş. Bu tarz durumlara yakalanan bebekler uzun zaman yoğun bakımda kalabiliyormuş. Hal böyle olunca doktorumuz alınmasının daha iyi olacağı kararını verdi.

Sezaryen kararını verdikten sonra bu tarz doğumda  daha donanımlı olarak gördüğümüz Türkiye Gazetesi Hastanesini tercih ettik. Gün tespitinden sonra akşam yemeği kestiğimiz kurbanlığımızı sabah hastaneye götürerek kesim sürecine başlamış olduk.
Yeni anne odası süsü

Odaya girdikten sonra kıyafet değişimi, hemşireler yardımıyla hazırlanan hanımda baya bir heyecan oluşturdu. Ameliyat saati geldiğinde tekerlekli sandalye ile hanımı içeri aldılar. Hastane politikası gereği beni içeri kabul etmediler. Bir önceki konuda bahsettiğim gibi hödük davranışıyla değil daha öncesinde mantıklı açıklama ile olduğundan çok da zoruma gitmedi. Zaten doğumda bulunma konusunda kararsızdım iyi de oldu diyebilirim.

Hanım ameliyathaneye girdikten sonra işin uzun süreceğini düşünerek dışarı çıkıp biraz tur atmak istedim. Birinci tur sonunda unuttuğum bir şeyi hemşireye danışmak için içeri girdiğimde bir bebek ağlaması duydum. Daha içeri gireli 10 dakika olmamışken bizim bebeğin ağlaması olabileceği ihtimalini aklıma hiç getirmedim. Hemşirenin uyarıları sonrasında bebeğin bizim bebek olduğunu söylediler ve bebek odası önüne koşuverdim. Oda camından hemşirenin avucuna yerleşmiş baş aşağı duran mosmor canlıyı görünce bir tuhaf olmadığım değil. Siz siz olun sezaryen doğumda kapının önünden ayrılmayın.

Çok şükür sağlığı yerinde bol bol ağlayan (başlangıçta ağlaması çok önemli) bir bebek geldi fakat hanım nerede? Hanımın işi biraz daha uzun sürdü ve bebekten yarım saat 45 dakika sonra ameliyattan çıkarttılar.


Bir odada bizim bebek diğer odada biz kayın valide annem. Hanımın iyi olduğunu görmek daha bir sevindirdi beni. Bir müddet sonra bebek takımı (bilmeden itiraz ettiğim doğuma kesin götürülmesi gereken kıyafet ve türevi şeyler) giydirilmiş küçük insanı getirdiler ve pert olmuş hanımdan emzirmesini istediler. Tuhaf bir olay... Daha anne karnından yeni çıkmış, yeni hava soluyan gözleri bile görmeyen varlık, annesinin memesine iki kişi tarafından zorla tutturulunca emmeye başladı. İnancı olmayanlar için anlatılması yorumlanması zor bir konu olsa gerek.

Bebek gittikten bir süre sonra anestezinin etkisinin geçmesiyle eşimde depremler başladı. Yataktan düşecekmiş gibi sert ve yoğun biçimde titremeye başlar başlamaz hemşireler duruma müdahale etti.

Annemin ve kayın validemin yaşları ve sağlık durumlarını düşünerek hastanede kalmalarını istemedim. Zaten eşim de refakatçi olarak benim kalmamı istiyordu. Bence de iyi oldu. Hanımın hizmetini iyi yapabilecek sağlıklı dinç birisinin refakatçi olarak kalmasının daha doğru olduğunu tecrübe ettik.

Gelen giden derken üç gün hastanede aile odamızda geçirdik. Tatlı bir yorgunluk ama baba olmak isteyenler çocuk sevenler için değişik bir olgu.

Baba


[Devamı...]

31 Ekim 2013 Perşembe

Hastane ve doktor seçiyoruz

Aslına bakarsanız İstanbul gibi yoğun trafiğe sahip bir şehirde, anne karnındaki bebeğin aceleci olabileceğini düşünürsek hastane seçimi pek de mantıklı durmuyor. Yine de biz Allah nasip ederse her şeyin düzgün gitmesi durumunda doğumun hangi hastanede gerçekleştireceğimi düşünüyoruz. Hamilelikte süreci takip edecek doktoru seçtikten sonra, hastaneyi belli oranda belirlemiş olsanız da bizim gibi farklı doktorlar üzerinden süreci devam ettiren çiftler için doktor, hastane durumunu inceleme fırsatını bulabiliriz.


Doktor ve hastane

Doktor deyince aklıma açıkçası güzel şeyler gelmiyor ama hamilelik sürecinde mecburen bir doktor edinmeniz ve takiplerinizi onunla yapmanız, bu süreçte birbirinizi tanımanız ve doğumu onunla yapıp yapmayacağınıza karar vermeniz gerekmekte. Benim İstanbul'da doğum yapmış arkadaşların genellikle Anadolu yakasındaki hastaneleri tercih ettiklerinden Avrupa yakasında oturan ben, tavsiye alabileceğim bir hastane ve doktorla karşılaşmadım. İnternet üzerinden elde ettiğim bilgiler çok taraflı, iyi diyenler kadar kötü diyen insanların objektif olmayan görüşleri ile doluydu. Bu nedenle oldukça sıkıntılı bir seçim süreci yaşadım.

Devlet hastanesi mi özel hastane mi seçeneğini irdelemek gerekirse, artık devlet hastaneleri de neredeyse özel hastaneler kadar temiz, düzenli ve herkes size iyi davranıyor.  Ayrıca devlet hastanelerinde neredeyse kimse doğum yapmadığı için gayette rahatlar. Bu nedenle benim doktor seçmem gerekti.

Doktor seçimimde benim için önemli olan kriter samimiyet ve ben sormadan açıklamaları yapmasıdır. Bunu devlet hastanesindeki doktorum Beyhan Hanımda bulmuştum. Ama Down sendromu riskinden dolayı özelde de bir doktorumuz olsun istedim. Ve tavsiye üzerine Nihal Hanıma gittik. Nihal Hanım evet açıklama yapan bir doktor ama çok sert bir ifadesi var ve bu insanı kasıyor. Birşey sormak isteseniz bile soramıyorsunuz. Ayrıca süreç boyunca şunu da gördüm ki özeldeki doktorum doğum yaklaşırken daha samimi tavırlar sergiledi, bu da enterasandı işte. Beyhan Hanım özel doktor edası ile herşeyim ile ilgilendi. Çok tatlı bir bayan, açıklamaları ve önerileri hep güzeldi. Herkese de aynı yaklaşımla davranıyor bu da tüm bunları kendi iç güzelliği ile yaptığını kanıtlıyor.

Doğuma yakın artık ikisinden biri ama hangisi sorusu başlıyor. Ben Beyhan Hanımla doğuma girmek isterdim açıkçası ama bazı nedenlerden Nihal Hanıma mecbur kaldık, daha doğrusu özel hastaneye. Eşim ve benim annelerimizin gelmesi onlar için de rahat edecekleri bir ortam olmasına ve gelip gidecekler için ziyaret saatlerinin esnek olmasına dikkat ederek seçimimi özel hastaneden yana kullandım. Bunlardan ayrı bir de bebeğimizin Down sendromlu olma ihtimalinden dolayı yeni doğan ünitesinin olduğu bir hastane olmasını elzem gördüm. Devlet hastanesinde de maalesef böyle bir hizmet söz konusu değildi.

Üçüncü bir sebep de tüm doğuma katılacak personelin bayan olmasıydı. Herkes aynı fikirde olmayabilir ama benim daha rahat bir şekilde doğuma girmem için herkesin bayan olması önemliydi. Sonucu da bu açıdan çok rahat ve güzel bir süreç oldu.

Aslında şimdi düşündüğümde seçimde dördüncü kriter de doğuma eşimin girebilmesi olmalıydı. Ben epidural sezaryen ile doğum yaptım ve eşimi yanımda isterdim. Bunun araştırmasını son anda yapınca (tersi bir durumu hiç düşünmemiştim) doğumu yapacağımız hastanenin kaidesi eşin doğuma olmamasıymış. Belki eşimin de işine geldi ama bebeğimizi ilk defa gördüğümde o da yanımda olsaydı ve tüm süreçte uyanık ama yalnız olmasaydım daha unutulmaz olabilirdi.

Özetle ne kadar çok kriteriniz olursa olsun, kader ne gerektiriyor ise o oluyor. Her şey elinizdeymiş gibi dursa da, aslında kontrolün sizde olmadığını farkediyorsunuz.

Anne

Bu çocuğun babası var

Bebek sahibi olma yolunda diğer bir adım olan doktor hastane ilişkilerine sıra gelmiştir. Bu süreç hamilelikte ilk kontrolden sonra otomatik olarak başlar. Biz de ilk kontrolümüzü evimize yakın devlet hastanesinde yaptırdıktan sonra incelemelere, sorup soruşturmalara başladık.

Baba gözüyle hastanenin şartlarının orta, iyi düzeyde olması, kritik durumlarda müdahale ekibinin ve araçlarının olması bir de bunların yanında fiyat seviyesinin makul aralıkta kalması öncelikli olarak görülebilir. Kadınlar için doktorun iyi olup iyi davranması hatta biraz nazlaması :) bazıları için doktorun kadın olması gibi ekstra özellikler de eklenebilir.

Bu düşüncelerden yola çıkarak hastane arayışımıza başlamış olduk. İlk kontrolümüzü geçirdiğimiz hastanedeki bayan doktorun tavrı bana göre gayet normal olsa da hanıma biraz sert gelmişti. Sonuçta her çeşit insanla hatta kadınla, hatta ve hatta hamile kadınla gün içerisinde fazlasıyla muhatap olduğunu düşünerek hareketlerine hak verdiğim doktor bizim hanımı biraz korkuttu. Bunun şöyle 2-3 doktor ziyareti daha yaptık.

Bu süreçte İstinye Devlet Hastanesi 'nde Beyhan Hanıma, devam ettik. İlk kontrollerdeki sertlikten eser kalmamıştı. Hatta özel hastanelerdeki doktorlardan bile güzel muayene ettiğini söyleyebilirim.

Özellikle üçlü test sırasında yanımızdaki devlet hastanesinin bizi başka hastanelere göndermesiyle birlikte kadın doğum kliniklerindeki farklılığı görmüş olduk. Özellikle eşimim Şişli Etfal Hastanesine gidip rezilliği görünce halimize şükrettik.

Şişli Etfal olayından sonra bir akraba tavsiyesi ile Türkiye Gazetesi Hastanesine giderek Nihal Hanım' da kontrolümüzü gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte İstinye Devlet Hastanesi 'nde Beyhan Badoğlu ' na, devam ederken aynı şekilde Türkiye Gazetesi Hastanesinde Nihal Çakır'a devam ettik. Nihal Hanım soğuk tavırlı biri olsa da tecrübesine güvendik. Bir de hastanenin imkanları İstinye Devlet Hastahanesine göre daha iyiydi.

Hastane ve doktor seçimini bitirdikten sonra sıra sizlere baba olarak bu süreci nasıl gördüğümü belirtmek isterim.

Öncellikle bazı Türk filmlerinde hödük muamelesi (Bkz. Kapıcılar Kıralı) gören baba adayı olgusunu yaşamadım değil. İnsanlar doktorundan hemşiresi hastasına kadar hamilelik olgusunu hala kadınların gizli süreci olarak görüp, babanın adayının ortamda bulunmasını ayıpmış gibi karşılayabiliyorlar. Yani bu çocuk annenin süreçten anne sorumludur. İyi de anne bu işi tek başına yapmadı. Bu çocuğun bir babası var ve bilgi almak istiyor.

Hele bazen kontrol odasına beni istemeye istemeye almalarına da hasta oldum. Alt tarafı karnını açıp ultrasonu dokunduracak ve ben o sırada eşimin karnını göreceğim. Nasıl bir durumda evde sürekli gördüğüm hanımın karnı muayene odasında bana namahrem oluyor. Bu hareketlere anlam verebilmiş değilim. Tabi her doktor aynı değil yapmayanları tenzih ederim.

İkinci husus ise hamilelikle ilgili baba adayının bir şey bilmediği düşüncesi. Baba adayı dediğin soru soramaz. Eşim muayene sırasında heyecandan bazı soracağı soruları unutabiliyordu. Aklıma geldikçe ben sormaya çalışıyordum. Bir de onun önemsemeyip benim önemsediğim durumlarda soru sorma ihtiyacı hissediyordum. Baba bir soru sordu mu vay haline. Belki cevap alamaz, cevap alır yüzüne konuşulmaz, cevap hanıma verilir gibi seçeneklerle karşılaşması içten bile değil. Tamam her hamile çift aynı değil. Belki bazılarının aşırılıkları oluyordur ama herkese aynı muamele de yapılamaz.

Baba adaylarına bu süreçte birkaç tavsiyem olabilir. Hastane ve kontrol ücretleri sizi düşündürüyor olabilir. En pahalısından ziyade, en kaliteli hizmeti alabileceğiniz doktoru arayın. Her zaman en pahalı en kaliteli olmuyor. Kontrollerde özellikle birinci dereceden (anne, baba, abla gibi) yakınlar yoksa eşinizin yanında olun ondan fazla heyecanlanmayın. Kontrolden önce sorulacak soruları evde tartışın, eşinizin sorabileceğini düşünerek hareket etmeyin. Cevap yukarıda bahsettiğim gibi de olsa soru önemli ise siz sorun.
Son olarak her daim hanımınızı öpün, sevin özellikle kontrolden sonra :)

Bu süreci ben atlattım. Yeni başlayacaklara Allah kolaylık versin.

[Devamı...]
 
Copyright © . Anne ve Baba Gözünden Bebek Gelişimi - Posts · Comments