15 Mayıs 2017 Pazartesi

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?

Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.

İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

[Devamı...]

27 Eylül 2016 Salı

Islak mendil (Bebekler için) denemeleri

Bebeğimizin temizliği konusunda, özellikle altına yaptığında ilk başvurduğumuz şey ıslak mendil oldu. Eskiden annelerimiz ne kullanırdı diye sormadım ama temizliği kolaylaştırıp pratik hale getirdiği için bizim çok tercih ettiğimizi söyleyebiliriz. Peki bebeğimiz için ıslak mendil seçerken nelere dikkat ediyoruz? Hangi marka ıslak mendil? Islak mendil bebek için mi olmalı? Bu yazıyı babanın ufak yorumlarıyla anne gözünden yazıyorum.

10 bilinmeyenli 8 denklem hadi çöz bakalım!!

Islak mendil denince aklıma rengarenk paketlerde 1 liradan 10 liraya kadar uzanan bir fiyat aralığında çok çeşit geliyor. Bebeğimiz doğduğunda bu ürünü alırken hangi marka seçeceğimi bilemedim. Ama Nivea ya ve Johnson Baby' e ait indirim çeklerim vardı. Bu indirim çekleri ile Nivea'ya ait farklı ürün ıslak mendilden satın alıp kullandım. Sonuçta çocuğun altını temizlemek için kullanacağım bir üründü işte çok para vermeye ne gerek vardı. Zaten başlangıçta iki günde bir hemencecik bitiyordu.


Sonra bez seçiminde Prima'ya karar verince Prima ıslak mendil kullanmaya başladım ama o da çok küçük ve gözenekliydi. Denemeler denemeler sonucu UNİ de karar kıldım. UNİ' ninde çeşitleri vardı. Çok küçükken pişik kremlisini, hatta kızımız doğduğunda "Yeni Doğan" ürününü, pamuklu yüzeylisini falan seçer oldum. Ama daha büyüdükçe farklı ve daha ucuz olan ıslak mendillere geçeyim dedim. Bu sefer bebeğimin poposunda kızarıklıklar ve pişikler oldu. Bu pişikli zamanlarında su ve pamukla temizledim. Hatta su altında yıkayıp kuruladım. Islak mendili aynı zamanda üstüne birşeyler döküldüğünde ya da üzerini kirlettiğinde kullanıyordum. Bu durumda poposu için aldığım pahalı ürünleri kullanmayı istemiyordum ve ucuz mendillerle siliyordum. Ama bazen bebeğin elini yüzünü de silmek gerekiyordu ve ucuz mendilleri kullanmak istemiyordum.


Tüm bu sorular karmaşa ve pratik fikirler sonucunda "aman" dedim ve UNİ' nun sarı paketlerini kullanmaya başladım. Pamuk ve saf su olan bu paketler benim bebeği pamuk ve suyla temizlememe denkti. Kokusu yoktu ve bebeğimin elini yüzünü ağzını rahatlıkla silebiliyorum. Yere dökülen birşey olursa kimi zaman bununla yapıyorum ama çoğunlukla da Komili'nin ucuz ve bence aslında bayağı da kaliteli olan mendilleriyle yapıyorum.

İlk çocukta ıslak mendil gibi basit bir konuya bile karar vermek çok zor oluyor. İkinci çocukta biraz daha rahat hareket edebiliyorsunuz. Gelelim ıslak mendil seçerken dikkat ettiğim noktalara;

  • Paketin açılma şeyli ve mendillerin çıkışları. Bazı paketlerden mendili bir tane çekiyorsunuz bir bakıyorsunuz ki tüm mendiller dışarı çıkıyor ve bir elinizle bebeği kontrol altında tutmaya çalışırken bu hiç de kolay olmuyor. 
  • Bir de kapağı açmak için tek elle hatta parmakla başarmanız gerekebiliyor. Bu da UNİ'nun bas al kapaklarında mevcut. Zaten yapışkanlı paketlerin yapışkanı bozuluyor ve mendiller kuruyor. Bas al kapaklar çek kapaklara göre daha kullanışlı ve bebeğin de tek başına açıp hepsinin çıkarı çıkaramayacağı cinsten.
  • İlk zamanlarında kokusuz olmasına dikkat ediyordum. Kokusuz olanlar genelde su bazlı oluyor
  • Ayrıca mendil seçimde bir de elleri yapış yapış etmesine bakılmasını tavsiye ediyorum. Bu yapışıklık hoş bir duygu vermiyor. Dolayısıyla kuruması da hoş olmuyor ve pişik yapanın bu olduğuna inanıyorum. Zaten ben su ile bile altını alsam bebeğimin yine de penye bir bezle kurulayıp öyle bezliyorum. Pişik engelleyici kremlerinde böyle daha çok işe yaradığını düşünüyorum.
  • Çoğu zaman ıslak mendilleri ikiye bölüp kullanıyorum. Hatta yeni doğduğunda üçe, dörde böldüğüm zamanlar vardı. Çünkü bir tanesinin silerken büyük geldiğini ve gereksiz yere mendil israf ettiğimi farkettim. Bu durumda bazı mendiller rahatlıkla yarıya bölünebilirken bazısını bölmek oldukça zor oluyor. Şu anda en kolay bölünen Huggies diyebilirim.

Son zamanlarda Huggies'in sarı paketli ıslak mendillerine geçtim. Bir ara yeşil kullansam da o dönemde yaşadığım pişik sorunu sonrası son kararım sarı paketli mendilleri oldu. Dokusu daha yumuşak, prüzsüz ve kolay bölünebilir olduğundan tercih eder oldum.

Sonuç olarak özellikle yeni doğan sürecinde saf su içeren ürünleri tercih edebilirsiniz. Sonrasında ise bebeğinizin pişik durumunu takip ederek seçiminizi yapabilirsiniz. Islak mendilden de pişik olabiliceğini unutmayın. Bence arada sırada su ile poposunu yıkamayı ihmal etmeyin. Hem ferahlık sağlıyor hem de gerçekten daha temiz oluyor. Ben yıkasam da, ıslak mendil ile silsem de yine bir penye ile kuruluyorum. Size de tavsiye ederim. Bir de fiyat olarak kutulu ürünlerde büyük marketler ya da bebek mağazalı ciddi indirimler yapabiliyor. Bu tarz ürünleri tercih etmenizde fayda var.

Bir anne olarak sanırım ıslak mendil konusunda diyebileceğim başka birşey yok. Sizlerin önerisi varsa gelin tartışalım.

yeniaile @Twitter
yeniaile @Facebook

[Devamı...]

22 Eylül 2016 Perşembe

Süründü, Emekledi ve Yürüdü

Bir bebeğin en çok izlendiği süreç öncelikle hareket sürecidir. Daha sonra konuşma süreci gelir. Elini salladı, bacağını kaldırdılardan sonra  süründü, emekledi ve yürüdü ile biten ve unutulmayan bir serüveni anlatmak istedik.

Aaaa İşte Yürüdü

Oğlumuz ilkin sürünürken geri geri gitmeyi başardı. Bu büyük başarısının arkasında bir şeylere ulaşma isteği vardı. Yere onun seveceği hedefler koyunca önce bilinçsiz daha sonra ise deneyim ve bilinç ile hedefe ulaşmayı başardı. Bu süreçler artık ne zaman emekleyecek dedirtip durdu bizi. O kadar çok önüne hedefler koyarak alması için çaba sarfettirdik ki maalesef olmadı. Onun tercihi 7 aylıkken ellerinden tutup yürütmemiz şeklinde gerçekleşti. Yani siz ne kadar çok hayal ederseniz edin asıl olan bebeğin istekleridir. Bu süreç aslına bakarsanız çok yorucu oldu. Devamlı olarak ellerimden tutun da yürüyeyim modunda bir bebek ve sizden yaklaşık 1 metre kısa bu yaratığa eğilmek için  eğilmek zorunda kalan biz. Bel, sırt ağrılarının başladığı bu dönem her anne baba için kısa sürmesini temenni ettiğim zevkli ama bir o kadar da yorucu bir süreç. Bu süreçte elbette hopppala yardımı almak için çaba sarfettik fakat o da anne babasının ellerinin kıymetini ve verdiği güzeni tercih etti. Hoppalaya verilen para ise çöpe gitti elbette. 

Bizim bu sürecimiz maalesef 14 aylık olup da yürüyene kadar devam etti. Bu 7 aylık süreçte yürüteç almama kararımızı sonuna kadar inatla sürdürdük. Yürüme yardımcılarına elbette başvurduk. İlk arabam mahlalı yürüme yardımcısından aldık. Sanırım markası "Playskool" ilk arabam diye geçiyordu. Gayet eğlendik ilk araba ile çünkü üzerinde bebeklere hitap eden aparatlar vardı ama yürümek istemedi. Bir kaç defa yürüdü ama düşünce yürüme kararından uzun süreliğine hep vazgeçti.

Evde annesi ile yalnız olduğu bir gün oğlumuz da arabasıyla oyun oynuyordu. Tüm cesaretini toplayıp ayaklanan oğlumuz mutfağa tek başına gelmeyi başardı. O an eğer kendi isterse herşeyi başarabileceği ortaya çıktı. Çocuklar gerçekten ilginç yaratıklar. Bunu yaptıktan sonra elbette uzun süre yine arabasını yürüme amaçlı kullanmadı :) Kendi istekleri dışında kısacası arabayı ona kullandırtamadık. Bu belki de bizim çocuğumuzun balık burcu olması ve garantici yapıya sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir. 

Kısa süre sonra oğlumuz 14 aylık olmuştu, aslında aylardır tek başına yürüyebilecekken bizim iki elimizi de birlikte tutarak yürümeye çalışmayı bırakmıştı ve artık yürüyordu. Şimdi ise başına buyruk yürüyen bir çocuğa sahiptik. Arkadaşımız daha önce yürüyüş arkadaşım isimli şu yürürken önde ittirdikleri oyuncaklardan almıştı. Onu kullanma zamanı gelmişti. Ama onu da daha çok ileri geri yapıp ses çıkarmak için kullandık. Daha sonra vapurda kendi ısrarı üzerine sadece o gün için hevesle kullandığı daha sonra da araba olarak değelendirdiği direksiyonlu yürüyüş arkadaşı bir polis arabası aldık. Oğlumuz arabalara biraz fazla meraklıdır da. 

Merdivenden emekleyerek tırmanması 10. ayında gerçekleşti. Çok komikti çünkü ilginç bir şekilde kimsenin yardımı olmadan onu 2. basamakta yakaladık. Sonraki iki günde çabalamaları sonucu bayağı merdiven çıkar hale gelmişti. Elbette bu o sırada misafir bulunduğumuz evin içerisinde merdiven olmasından kaynaklanıyordu. Tek başına merdivenleri çıkıp inmeye ise 25 aylıkken başladı. Bu süreçte ise elbette arkasında durup kontrolü sağlıyoruz. Çocuklara güven olmaz.

Kısaca yürüyüş maceramız böyle. Bu süreçteki güvenlik önlemlerini daha sonra evde bebeğinizin güvenliği başlıklı yazımızda değerlendireceğiz. Ama burada da sürünme, emekleme ve yürüme sürecindeki güvenlik önlemlerinden bahsedebiliriz:

Biz evlenirken eşyalarımızı birazcık çocuk düşüncesi ile aldığımızdan aslında çok fazla dikkat etmesek de köşeli olmayan yumuşak kenarlı mobilyalardan seçtik. Yuvarlak kesimli olduğu için mobilyalarımız bizim çocuğumuza çok şükür zarar vermedi. Bir zigon takımı vardı köşeli onlara da silikon başlıklardan aldık. Orta sehpamız olmadığından boş alanı rahatlıkla değerlendirdik. Yürüme sürecinde hele de koşmaya başladıklarında bu aparatların faydasını fazlaca gördük. Emekleme sürecinde de en merak ettikleri şey elektrik prizleri elbette. Evimizi yaptırırken çocuk kilitli ve kapaklı prizleri seçmemizin faydasını gördük ve sorun yaşamadık çok şükür. Kapılar ve çekmeceler bu süreçte çok büyük sorun. Daha yürümeden oğlumuz tek açabildiği konsol kapağını açıp içerisindeki bardakları alıyordu. Oradan destek aldığı için de her an parmakları sıkışabilirdi. Önlem olarak ilk etapta koli bandını kullansak da bir süre sonra gücü fazla olan oğlumuza dayanmadı ve sonuç itibariyle emniyet aparatlarına geçiş yaptık. Daha sonra onları da koparmaya gücü yetiyor elbette :)

Bu bebişlerin sürünmemesi, emeklememesi hele de yürümemesisi bir dert, sürünmesi, emeklemesi, yürümesi ayrı bir dert. Atalarımız ne demiş: "Çocuğun mu var derdin var." Allah yine de herkese bu dertten istedikleri kadar versin.

İşi doğasına bırakmak lazım

Bu yazı uzun süre taslak olarak kaldığından oğlumuzun yürüme sürecini unuttum diyebilirim. Daha önce yazdığımız bu yazıya baba yorumu eklemek istiyorum.. Neyse şimdi kızımızdan örnekle sürünme, emekleme ve yürüme sürecine bakış atabilirim.

Öncelikle her bebek için farklı ilerleyen bu süreçte ebeveynlere endişe etmemeleri gerektiğini öneririm. Gittiniz misafirliklerde, aile toplantılarında "yürüyor mu" soruları gelebilir. Sonra karşılaştırmalar başlar. Yok dayısı şu zamanda yürümüştü, yok teyzesi ile babası aynı zamanlarda emekliyordu, yok en erken bizim oğlan yürümüştü gibi karşılaştırmalara maruz kalıp bebeğinizden şüphe edebilirsiniz. En baştaki önerimi yineliyorum "her bebek için farklı ilerleyen bir süreç" ki bu tezimi ikinci çocuğumuzla pekiştirebilirim. Ayrıca bebek hareket sağladıkça kısaca süründükçe, emekledikçe ve yürüdükçe bakım zorluğu artıyor. Her daim kontrol etmeniz gerekiyor. O nedenle yürümesi için acele etmeyin :)

Oğlumuz ağır bir bebekti ve ilk olarak geri geri emekleye başladı. Ağırlığına rağmen 7-8 aylıkken yürüme denemeleri hatta eller boşta kısa mesafe yürümeleri yapmaya başlamıştı. Fazlaca düşüş sonrasında vazgeçti ve yürümek istese de hep bir dayanak, bir eşlik eden aramaya başladı. Sonuç olarak 14.ayda kendi başına yürümeye başladı.


Kızımız oğlumuza göre fiziksel olarak kilosunda ve boyunda daha normal bir bebek :) Dolayısıyla beklentimiz normal zamanlarda bu işlemleri gerçekleştirmesi oldu. Tabi abimizin sürekli olarak dürtmeleri sonucu daha erken emeklemek istedi ve düz emekleyerek bunu başardı. Sonrasında yere basma süreci başladı. Bu süreçte annemiz yorulduğu ve yetişemediği için ilk çocukta karşı çıktığımız yürüteci kızımızda aldık. Bu sayede kızımız abinin seviyesinde, gerek onun itmesiyle gerek kendi çabasıyla abinin aşırı hareketliliğine cevap verir konuma geldi. Kısacası sonuçtan hem biz hem de çocuklarımız memnun kaldı diyebiliriz.

Yürüteçte geçirilen zaman sonrasında, yürüteçten bağımsız ayakta durmak bir yerlere gitme ve yerden bir şeyler alabilme hevesi başladı. Bu heves sonunda yürüteci bir kenara atıp elden ya da kanepelerden tutarak yürüme süreci başlamış oldu. Şu anda 11 aylık olmasına ve son 1 aydır hiç bir yere tutmadan yürüyebilmesine rağmen kendisini riske etmiyor ve uzun mesafede elden tutmak istiyor. Abisinden farklı fiziksel yapıya, erken dönem emekleme ve dayanaklı yürüme tecrübesine sahip olsa da, görünen o ki abisinin 14 aylık sürecini tamamlayacak gibi durmasına rağmen yaşına 10 gün kala tek başına yürüme yeteneğini kazandı ve başarılı sonuçlar elde etti. Abisinin hızına kavuşamasa da onunla baş edebiliyor.

Yine en başta söylediğimiz gibi "her bebek için farklı ilerleyen bir süreç" sözünü desteklemiş oldular. Sürünme, emekleme ve yürüme sürecinde bence ebeveynlerin dikkat etmesi gereken gerçekten fiziksel olarak sorunun olup olmadığıdır. Gelişim sürecini tam olarak bilmememize karşın  7-8 aylık bir bebek yere sağlam basmıyorsa ya da 11-12 aylık bebek hala sürünmüyorsa burada sorun olma olasılığı yüksektir. Tabi hekimler bu konuda bilgiyi size net olarak verebilir. Diğer aile içi ya da dışı karşılaştırmaları bence fazla kafanıza takmayın. Bu bir yarış değil sürecin keyfini çıkarın.
[Devamı...]

19 Ocak 2016 Salı

2015 yılında 4 kişilik yeni aile

Üç kişilik yeni aile olarak girdiğimiz 2015 senesinden dört kişilik aile olarak çıktık. 2014 yılı için yaptığımız yıllık çizelgeye benzer şekilde 2015 yılı içinde yaşadığımız olayları oğlumuz ve artık kızımız üzerinden görmek istedik. Senelik özet çizelgesini umarım siz de beğenirsiniz.
  • İlk ayda sevindirici haberler var

    Ocak 2015

    Senenin ilk ayında süpriz bir şekilde ailemize katılacak 4.üyenin haberini aldık. Oğlumuzun bundan haberi bile yoktu.
  • Kış bastırdı

    Şubat 2015 Şubatın ilk günlerinde yağan kar nedeniyle oğlumuz kardan adam yapmaya sokağa indi
  • Şevşek vakvin temalı  ufak bir doğum günü kutlamasıyla Kadir artık 2 yaşında.
    Detaylar...
  • Evde tablet ile vakit geçiriyoruz

    Mart 2015
    Havaların soğuk olması nedeniyle evde tv ve tablet ile vakit geçmiyor saçlar uzuyor.
  • Güneşle birlikte sokağa çıkmaya başladık

    27 Nisan 2015
    Güneşli günlerde adamın birini evde tutmakta zorlanıyoruz. Her geçen gün dışarıya çıkma istekleri artıyor.
  • Havalar ısınıyor dondurma talebi başladı

    Mayıs 2015
    Mayıs ayında havaların sıcak gitmesi ve hamile annemizin dondurma kriziyle oğlumuzda da dondurma talebi artmaya başladı
  • İyice sokak çocuğu olduk
    Haziran 2015

    Sokakta oynamak, kirlenmek güzeldir.
  • Havuz deniz farketmez  içinde su olsun yeter

    Temmuz 2015
    Balık burcundanı mıdır nedir çözemedik ama bu sene de denizi pas geçemedik.
  • Ayın son günlerinde ailemizin yeni bireyi hoş geldi

    Ağustos 2015
    28 Ağustos günü sabah erken saatlerde çok şükür yeni aile bireyimiz teşrif etti.
  • Kardeş ile ısınma turları

    Eylül 2015
    Henüz kıskanmayı keşfedemeyen abimize, kardeşe ısınma turları devam ediyor.
  • Aktif çocuğu hastalık ezdi geçti

    Ekim 2015
    Havaların soğuması ve günlerin kısalmasıyla dışarı hasretiyle ev içerisinde enerjisini atamayan çocuğu hastalık ezdi geçti.


  • Kıskançlık dozu gittikçe artmaya başladı

    Kasım 2015
    Artık abi kardeş sürekli olarak aynı karede ve abi herşeyiyle (bağırması, çağırması, aktifliğiyle) hep ön planda :) Kızımız da büyüyor
  • Etkinlik üstüne etkinlik

    Aralık 2015
    Artan kıskançlıklar, kapalı ve soğuk hava sonucunda ilgiyi üzerine çeken oğlumuz yılın son günlerinde ev çalışmalarını ve kardeşine olan yakın ilgiyi oldukça artırdı.

Kısa bir özet halinde 2015 senesini sizlere anlatmaya çalıştık. Darısı 2016 yılına nice yıllara hep beraber mutlu, huzurlu sağlıklı İNŞALLAH...
[Devamı...]

14 Aralık 2015 Pazartesi

İBS Anne, bebek ve çocuk fuarı - 2015

2015 İBS Fuar Gözlemlerimiz

Bu yazımızı yine beraber yazdık. Hatta ailecek :) İlk İBS fuarına katıldığımızda fuar gerçekten mükemmeldi. (Belki de ilk olduğu için bize öyle gelmiştir.) Anne ve bebek için çeşitli markalarda hemen hemen her ürünü bulabiliyorduk. Fuara özel fiyatlar gayet uygundu. Bebek arabamızı, bebeğimizin ilk emziklerini, çeşitli bebek dergilerini, farklı ürün numunelerini fuardan almıştık.

O zaman hamilelik döneminde olduğumdan neyin ne kadar lazım olduğu, ne kadar bir fiyatı olduğu ve hangi markanın daha kaliteli olduğu hakkında da bir bilgimiz yoktu. Sonrasında kısa bir süre bile olsa lazım olacak bebek masajını keşke Ayşe Öner'den o zaman iyice dinleyip öğrenseymişiz. Fuar yeri uzak olmasına rağmen park sorunu olmaması bizi mutlu etmişti. Neden bunu yazdığımızı daha sonra anlatacağız.

İkinci katılımımızda arkadaşlarımızı da ikna ettik ve onlar da ikiz kızlarını alıp bize eşlik ettiler. Bizim açımızdan çok başarılı bir fuar değildi. Dolayısıyla arkadaşlarımıza da mahcup olduk . Ama o fuarda tavsiye evi, tutumluanne, ailemiztv, vitringez gibi sosyal oluşumlarla tanıştık. Fuarın en güzel hatırası bir anne-oğul fotoğrafı oldu. Yer İstanbul Kongre Merkeziydi ve bize yakın olması ve park sorunu olmaması iyiydi. Fakat kalabalık ve basık tavan, dar stant araları, fuarda bebek arabası sayısının da fazla olmasından dolayı hiç de başarılı değildi. Promosyonlar vardı ama insanlara zorla veriyorlardı. Bize göre promosyon, hediye türü şeyler talep edilmeden verilmeli. Ama hürriyet gazetesinin verdiği iki adet çocuk ansiklopedisi o sıralar 9 aylık olan oğlumuz için iyi bir hediye gibi görünmese de şu an oğlumuzun kitaplığındaki en ilgi çekici kitaplardan oldu. ailemiztv'ye eşim ve oğlum röportaj verdiler.

Bu yıl ise 2015 İBS fuarına kızımızı da alarak katıldık. Birinci fuarda iki, ikinci fuarda üç ve üçüncü fuarda dört kişi olduk. Tabi buna bir dur demek lazım, bundan sonra fuara katılmayacağız... :)

Şaka bir yana bu yıl fuar yine İstanbul Kongre Merkezindeydi. Eve yakın derken trafikle beraber 35 dk yolculuk yaptık ve yaklaşık 20-25 dk kadar otoparka girebilmek için bekledik. Bizce büyük bir sorun ki bekleyen konvoyda kısa yoldan otoparka alınanlar için kornaya uzun süre basanlar oldu.

Yine çok kalabalıktı, bir bölümdeki basık tavan, stantlar arası mesafe darlığı, yemek için çokça seçenek olmayışı, fazla bebek arabası, fuarda neyin hangi stantta olduğunu gösteren bir broşürün olmayışı olumsuz sayılabilecek durumlardı. En önemlisi firma sayısı yine beklediğimden azdı. Bir anne çocuk fuarında ailelerin dinlenebileceği, ara ara bazı yerlerde koltuklar falan konulmalıydı, bu 2013 İBS de bir iki yerde vardı. Biz de bir sonraki fuarda yetkililerden aşağıdaki maddelere kulak vermelerini isterdik.

  • Otopark ücreti alınmamalı, alınacaksa da saatten bağımsız sabit, makul bir seviyede kalmalı,
  • Stant araları yüksek yoğunluklu bebek arabası trafiğine uygun şekilde tasarlanmalı
  • Bazı stantların yerine de kapalı odalar şeklinde bebek odaları konulabilirdi ki bebeklerin ne zaman acıkacağı ve alt değişiminin olacağı hesap edilemiyor
  • Hangi markanın nerede olduğunu gösteren, broşür, mobil uygulama ya da yön gösteren levha
  • Fuar adını da bizce "anne bebek çocuk fuarı" değil de "aile fuarı" yapmak en mantıklısı. Babaları dışlamamak lazım yani.
  • Özellikle hamileler ve çocuklar için aralıklı olarak su sebili konulması da kesinlikle gerekli
  • Bilet satılacaksa önceden alınabilecek internet gibi bir ortamda fuardan önce satışa çıkarılabilir.

Bu fuarın iyi yönleri de yok değil. Çocuklar için çok sayıda etkinlikler düzenlenmişti ve bu ağırlıkla etkinlik önceki fuarlarda yoktu. Bu sayede oğlumuz enerjisini sıfırlayabildi. Biz de böyle alanlar hep olsa da hafta sonu götürsek onun enerjisi sıfırlansa ve arkadaşlık yapabileceği bir ortam oluşmuş olsa diye düşünmeden edemedik.

Biz bu sefer instagramda bir çekilişe katılıp "bebekavizesi" standından bilet kazandık. 20-25 lira tutarındaki bilet fiyatı da bizce fazla ama aile girişi olduğu için makul de kabul edilebilir. Fuar içerisinde bazı noktalarda ufak tefek ikramlar oluyor ama zaten satış ve tanıtım yapılan bir yere biletle girmek bizim mantığımıza aykırı kalıyor. 

Gelelim fuarın enlerine. Fuardaki bize göre en ilginç oyuncak zaten çok eğlenceli olan ahşap "Tegu" marka bu bloklar aslına bakarsanız aşırı pahalı idi. Çok beğenmemize rağmen para vermekten kaçındık. Bir kaç kutu olmadan da eğlenceli bir etkinlik yapamayacağını oyuncakların kutuları 55 ila 350 lira arasında değişiyor. Yurt dışı fiyatları Tegu'nun kendi sitesinde bu kadar pahalı değil elbette ama kargo ülkemizdeki vergileri düşününce pahalıya da gelebilir. Pahalı oyuncaklara para verilmesin ki hepsi ucuzlasın derim.


Çocuğunuzun odasına bir oyun matı olmak isterseniz "unigo"  elbetteki çok janjanlı ama bir o kadar da pahalı. Fuara yakışırcasına %30 indirimiyle birlikte 500 liralık matlar 350 liraydı. Buna rağmen ben en çok "Polymat" markalı matları beğendim. 1 m2 si tek parça ve 4 parçadan oluşabiliyor ve 30 lira. Ayrıca birbirine eklenen  matlar dışında içerisinden desenleri çıkartılabilen yap boz usülü matları da içeriyordu. Çocuklar bunlarla oynamayı seviyor.

Bir de aklında kinetik kum kaldı. 59 liraya hem de 1 kg kumla beraber kum havuzu aparatlarını almışken fuarda sadece aynı marka kum 100 lira olunca şaşırmamak elde değil. Fuar daha uygun fiyatlı olmalıydı.

En eğlenceli oyun alanı elbetteki legolardı. Lego havuzlarında bacak çırpmak da ayrı bir zevk olsa gerek. Okyanus kolejinin palyaçoları ve pamuk prensesi ile dans etmek de hele gangnam style çalarken oğlumuzu mest etti diyebiliriz. 

Bu seneki İBS de oğlumuz bir de kaza geçirdi :) Korkmayın sadece bir çocuk kazası. Bir çocuk tarafından elinin üzerinden ısırıldı. Ama ne çocuk ne de annesi acıdan çırpınan oğluma yardım etmedi, görmedim. Buradan şöyle de bir tavsiyede bulunmak istiyoruz (özellikle annemiz): Bizim de çocuğumuz var ve o da çocuklara sevgi ile bile yaklaşmış olsa da zarar verebilme durumu olabiliyor. Böyle bir durumda alıp çocuğumuzu kaçmak yerine zarar gören çocuğu teselli ve kendi çocuğumuza bunun yanlış olduğunu özür dilemesi gerektiğini öğretmek bizim için bir mecburiyettir.  Aksi taktirde büyüyünce bu davranışının insanlara zarar veren ve sorumluluğunu almadan kaçması gibi bir getirisi olacaktır. Bunu çocuk psikolojisini inceleyen kitaplardan okuyabilirsiniz. 

İBS'den ne aldık? Bu sene alacak pek birşey bulamadık. Sadece herkesin elinde UNI paketlerini görünce ne oluyor diye baktık ve gerçekten büyük indirimler ve hediyelerle biz de paket paket ıslak mendillerden aldık.

İBS güzeldi ama gitmeye değer mi? Bu sorunun cevabı yeni aileler için kesinlikle, hamileler için kesinlikle, çocuğunuzun eğlenmesi için de kesinlikle. Biz bir daha gider miyiz? seneye göreceğiz. 

Bizi doyuran "makarneks"'e, limonlu su sağlayan Liv Hospital'a, yoğurdu için "tazedirekt"e, şeker hediyesi için "bebeto"ya ve biletler için "bebekavizesi"ne teşekkürler... 
[Devamı...]

11 Aralık 2015 Cuma

Hoş Gelişler Ola İkinci Bebek- İkinci Bebeğe Karar Verme

2.bebek
Bu yazımızda birinci bebeğe karar vermek zor iken ikincisine nasıl karar verdiniz olayını inceliyoruz. Bir bebeğin hayatımıza girmesi ile başımıza gelecekleri belki de biraz olumsuz olarak ama sonuçta mutluluk veren bir olay olarak irdelemiştik. Bakalım hala çocuk sahibi olmak istiyor musunuz? :)

Anne olmak mı? hadi ordan!!!


Bebek sahibi olmaya karar vermek çok zor bir iştir. Ne zaman hazır olur insan evlendikten sonra? Maddi anlamda buna hazır mıyız? Bu dünyaya çocuk getirilmez!!! Bu kadar evlatlık edinilebilecek çocuk varken neden çocuk yapalım!!! Kariyer mi bebek mi? vs. vs. bir sürü soru vardır aklında insanın. Hele bir de dışarıdan gelen "Ne zaman çocuk yapacaksınız?", "Hamile misin?", "Ne bekliyorsunuz?", "Hadi ama bak biz ikinciyi yaptık!!!" gibi sorular da işin içine girdiği zaman beyin çorbaya dönüşür.

Evet bir karar vermek gereklidir ve o bebek kucağınıza gelene kadar "Acaba hazır mıyım?" sorusu hiç aklınızdan çıkmaz. Kısaca bebek sahibi olma kararı aslında hazır olunup da alınacak bir karar değildir. Ha keza evlilik kararı da öyle değil midir? Asla hazır olunmaz ta ki evlenene kadar. Bizim karar sürecimiz olmadı ilk çocukta. Zaten evlenmeden bile aklımızda olan bir şeydi çocuk. Evimize eşya alırken bile bunu hep göz önünde bulundurduk.

Anne olmak daha zor bir süreçtir. Çünkü anne olmak demek artık aklınızın yarısına sahip olacak bir varlığa sahip olmak demektir. Kolay değildir artık uyku uyuyamayacaksınız ki bu benim için en zor şeydi ve hala da öyle. Bir canlının sorumluluğu üzerinizde olacaktır. Madde madde yazmak gerekirse bir bebeğe karşı sorumluluklar şu şekilde sıralanabilir:

Seviye 1:
- Bir bebeği ilk 3 ay iki saatte bir beslemelisiniz.
- Her beslenmeden sonra gazını çıkarmak gerekir.
- Günde ortalama 4-5 kez altını değiştirmeniz gerekir.
- Her gün belli saatlerde vitamin, demir gibi gerekli ilaçlarını vermelisiniz.
- Gün aşırı ya da sıcak günlerde her gün hatta bazen günde iki kez banyo yaptırmalısınız.
- Gece her uyanınca yanına gidip sakinleştirmek ya da o minik yatakta onunla onu sıkıştırmadan uyumak gerekir.


Seviye 2:
- Gün aşırı ya da her gün bir kez dışarıya çıkarmak gerekir.
- Çok yorgun bile olsan oyun oynamak şarttır.
- Sağlıklı şeyler almak ve pişirmek zorundasınız.

Seviye 3:
- Oyun oynaması için çeşitli oyuncaklar almak zorunda olmanızın yanı sıra o oyuncaklarla beraber de saatlerce sıkılmadan ilgi ile oynayabilmelisiniz.

Seviye 4:
- Çocuğunuzun diğer insanlarla olan sorunlarıyla da uğraşmalı ve düzeltmesine yardımcı olmalısınız.
- İyi ahlak ve güzel davranışlar için ilk örnek sizsiniz.

Seviye 5:
-Çocuğunuza güzel eğitim verecek bir kurum bulmanız gerekmektedir. (Güzel eğitimin kalitesi arttıkça mali olarak da cebinize yansımasından dolayı daha fazla çalışmak ve daha fazla para kazanmak zorundasınız.)
- Ve daha çocuğunuzun mizacına göre neler neler...

Kısacası "çocuk sahibi olmak demek kendi hayatınızın büyük bir bölümünü kapsayacak yeni bir hayat ya da hayatlara da sahip olmak" demektir. Bence çok güzel ve çok özel bir tanım oldu . Burada söylemek zorundayım "her türlü zorluğuna rağmen dünyada hiç birşeye değişmeyeceğiniz bir mutluluk" olarak da özetlenebilir çocuk sahibi olmak. İnanın çoğu gece kendi çocuğumun uyanmaları ve ağlamalarından dolayı ağzını kapatıp susturayım ya da gerçekten ağlamasına neden olacak fiziksel şiddeti uygulayayım yani canını acıtayım bile demişimdir içimden ama elbette ki asla yapmadım. Zaten sabah onun öpücüğü ile uyanmak insanın tüm sinirlerini gevşetiyor ve gece yaşananlar anında unutuluyor. Ta ki bir sonraki uyku sürecine kadar.

Evet artık bir çocuk sahibisiniz. Peki ikinci çocuğa nasıl karar verdim. Çoğu arkadaşım tek çocuk yaptı ve böyle kalacaklarını söylediler. Elbette durum değişir mi bilemiyorum ama şimdilik tek çocuklular. Bu kişilerin tek çocukta kalmaları için çok sayıda sebepleri var: Kimisi maddi imkanlardan dolayı diyor ki "ben çocuğumu XXX kolejinde okutacağım yıllığı XX bin lira tek çocuğa ancak gücüm yeter", kimisi eşler arasındaki sorunlardan dolayı başka bir çocuk istemiyor, kimisi bakacak kimsenin olmayışı ve çalıştıkları için tek çocukta kalmayı planlıyor, kimisi "tek çocukla hayatım karardı" diyerek ikinci bir çocuğu büyütecek psikolojiye sahip olmadıklarını söylüyor. Kimisi öyle kimisi böyle işte ama kararlar aynı tek çocuk. Gel gelelim benim düşünceme ki ben bu insanların hepsinin bencil olduğunu düşünüyorum.

Ben çok çok iyi kardeşlere sahip değilim ama kardeşlerimin olması bana hayatta yine de bir güven vermekte. Evet kardeşler bazen acımasız bazen bencil olabilirler birbirlerine karşı ama kardeşler işte. Bana göre hiç kimse onlardan daha iyi olamaz iyi olmasalar, görüşmeseler bile. Kardeşsizlik yalnızlıktır bu dünyada (tabi benim düşüncem). Telefonun ucunda bile olsa acını paylaşabileceğin sadece onlardır. Telefonu kapatamazlar işim var diyerek. Çünkü her iş onlardan sonra gelir. Kardeş şarttır yani manevi anlamda.  Kardeş maddi anlamda da şarttır. Kimseden borç isteyemeyeceğin durumlar olur, istesende kullanamayacağın. Kardeşinden ilk istersin, böbrek istersin, kan istersin, can istersin bir tek o verebilir işte. Başkası verse de işe yaramaz. Yakın zamanda Allah kimseye yaşatmasın canım arkadaşımın babası lösemi oldu ve koca adama sadece kardeşinin iliği uygun çıktı. Kardeş candır işte yaş ne olursa olsun. Düğününde, ölümünde içinde aynı duyguları tam anlamıyla paylaşacağın tek kişidir kardeş. Bu nedenle bir insanı kendi beklenti ve çıkarları için yalnız bırakan ebeveynler benim gözümde bencildirler. Ben çocuğuma bunu yapmak istemedim ve kardeşi olsun istedim. Belki anlaşır belki anlaşamaz, belki beraber yaşayacak zaman, mekan ya da durumları bile olamaz ama ben üstüme düşeni yaptım gerisi Allah'ın takdiri işte.

Bir de doğru bilinen bana göre yanlış, hatalı bir sebep var çocuk yapmak için, bu da benim incelemem. Eşler arasında ilişki iyi gitmiyorsa ilişkiye renk katmak ve düzeltmek için çocuk yapanlar var. Bunu tek başına karar verip yapan ve yanılanlar da hep kadınlar. Ben bu örneğe sahip iki aile gördüm. Birinin çocuk sayısı üç oldu bile ama değişen birşey yok. Çocuk zaten hayata psikolojik anlamda ağırlık verir iken zaten bozuk olan psikolojiler düzelmiyor işte. Mutsuz çiftlerin yanında büyüyen mutsuz çocuklar oluyor ve evlenme düşüncesinden de uzaklaşıyor bu çocuklar. Bunu ne kendinize ne de onlara yapmayın.

Çocuğa karar vermek zor bir iştir. Artık eşinizle, ailenizle en çok da işinizle ilgili hayattan beklentileriniz karşılanmayacağı gibi siz de tüm bunların beklentilerini karşılayamayacaksınız. Hele hele yardım edecek kimseniz yok ise sinemaya, aylak aylak dolaşmaya, istediğiniz saatte uyuyup istediğiniz saatte uyanmaya, istediğiniz mekanlarda istediğiniz saatte yemek yemeğe, rahat rahat alışveriş yapmaya elveda deme vaktidir. İkinci bebek ile aralarında yaş farkı da az ise bunlar katmerlenecektir.

Benim özel tavsiyem; ya hiç ara vermeyin ya da birinci çocuk kendi başına yiyebiliyor ve tuvalet eğitimini tamamlamış olarak hatta kendi kendine uyuyabilecek kapasiteye gelince ikinciyi düşünün. Aksi takdirde anne olarak aşırı yıpranacaksınız.

Burada yazılanlar biraz araştırma, çoğu ise yaşamdan gözlediklerim ve dünya görüşüm. Kimse yazdıklarım için beni yargılamasın lütfen. Zaman olarak ise ne zaman ve kardeşler arasında ne kadar yaş olmalı sorularına gelince? Bunu başka bir yazıda değerlendirelim diyorum çünkü çocuk yapmaya karar vermek ayrı, zamanlaması ise apayrı bir konu işte...

İki çocuk babası


Çocukları çok seven biri olarak çocuk sayısıyla ilgili düşüncem hep dört olmuştur. Niye öyle olduğunu çok düşünmedim ama kafamda hep dört çocuklu bir aileye sahip olmak vardı. Karımla evlilik öncesi konuşmalarımızda laf arası geçen "Ben dört çocuklu bir aile istiyorum" sözü ile gözümün önünde parlayan yıldızların yıldız olmadığını, karşımdaki insanın eşim olarak parıldadığını farkettim :)

Evlendik günler geçti derken Allah'a şükür oğlumuz aramıza katıldı. Üç kişilik ailemizde uykulu uykusuz yüksek sorumluluklu, sosyal engelli günler geçirirken nereden esti de ikinci çocuğa karar verdik.

Ben bu noktada açıklamayı karım kadar uzatmayı düşünmüyorum. Kısaca özetlemek gerekirse ilki çok hoşuma gitti, bünyem kaldırıyordu, e zaten hedef de belli :) yaş daha ilerlemeden ikinciye karar verdim diyebilirim. Hem siz isteyince ya da daha önce oldu diye olacak değil. Allah nasip etti de ikinci bebeğimiz, kızımız dünyaya geldi.

"Evlat kokusu cennet kokusudur"
Hz. Muhammed

İkinci bebeğe karar verme kısmında maddi manevi birçok şey aklınıza takılabilir. Benden olumsuz bir görüş beklemeyin derim :) Çocuk rızkıyla gelir, çocuk evin neşesi ve bereketidir ve bunun gibi birçok atasözü, vecize ile görüşümü net belirtebilirim. Elbette çocuk başlı başına maddi manevi çok ciddi bir külfet ve sorumluluk. Geleceğe yönelik elinizdeki en kıymetli, en hassas, en değerli varlık. Bunların hepsini kabul ediyorum ama korkanlara ya da uzun süreli plan, proje, etüt yapanlara da anlam veremiyorum. Sonuçta zenginden fakire, güçlüden güçsüze, kısadan uzuna... herkesin annesi babası var. Onlar korkmadı (belki korktular ama sonuç ortada) siz niye korkacaksınız.

Uzun süreli etüt yapanlar da bilmeliler ki, dünyaya getirdiğiniz her ne kadar bebek olarak dünyadan haberdar olmasa da büyüdükçe farkındalığı artacak ve bağımsızlığa ilerleyen bir birey olacak. Kararlarını kendi verecek ve belki de verdiği kararlar sizin beklentiniz dışında olacak ya da sizin kararlarınızı tatbik edecek fakat istediğiniz sonucu alamayacaksınız. O nedenle bence o kadar uzun boylu etüt yapmaya gerek yok. Atalarımız ne güzel demiş "Çocuk doğmadan kaftan biçilmez"

Son olarak da ben çevremde yaşlı olup da tek çocuk ya da iki çocuk size yeter diyen kimse tanıyamadım. Ya benim tanıdığım yaşlılarda sorun var ya da yaşlanınca veya yaşlı tecrübesiyle çocuğa bakış açısı değişiyor.

Çocuğu olmayıp arabası olanlar için maddi bir benzetme yaparsam, çocuk aile için araba gibidir. Başlangıç masrafları hemen hemen aynı, sorumlulukları farklı diyebilirsiniz ama sevgileri de farklı. Belki aklınıza "çocuk büyüdükçe masrafları ve sorumlulukları artar" sözü gelebilir ama unutmayın arabanız eskidikçe değiştirmek için daha çok para, yenisini beğenip karar verene kadar daha çok zaman harcarsınız. Ya da maddi durumu iyi olanlar "hanıma da bir araba" düşüncesinde olabilirler.

İlk çocuk, ikinci üçüncü ne olursa olsun çocuk yapma kararını öncelikli olarak kendiniz için alın. Bir başkasının tavsiyesiyle, gelenekle görenekle, iş olsun diye bu kararı almayın. Dünyaya getireceğiniz o varlık başlangıçta sizin vereceğiniz herşeye (sevgiye, saygıya, yemeğe, disipline, gülmeye...) muhtaç. Zorlamayla bunları veremezsin, zorla verdikleriniz de yeterli gelmeyecektir. Bir ya da birden fazla çocuğunuz da olsa unutmayın ki;

"Hiç bir anne baba evlâdına iyi bir eğitimden,
iyi bir ahlâktan daha değerli miras bırakamaz"
Hz. Muhammed

Hanım kardeş konusuna da değinmiş. İleride aralarında ilişki ne olur bilemem ama kardeş atsan atılmaz satsan satılmaz bence çok değerli bir varlıktır. Ne kadar kötü çıksa da canındandır. İyiyseniz sizden iyisini bulamazsınız. Kötüyseniz sizden kötüsü de vardır. O nedenle kardeşin iyisi de kötüsü de iyidir. Allah her isteyene nasip etsin.

Ben ikinci bebek kararını da sonucunu da çok sevdim. Bence aklınızda varsa hiç uzun uzun düşünmeyin. Şimdi diyebilirsiniz ki sen babasın zaten babalara hava hoş. Sanmayın ki onlardan çok uzak bir noktada babalık görevini yürüyorum. Her daim bezin, banyonun, yemeklerin içindeyim :)
[Devamı...]

1 Ekim 2015 Perşembe

Bebek ürünlerinde Türkçe

Bu başlıktaki yazımızı yine ortak olarak yazacağız. Kendi aramızda tartıştığımız bir durumu sizlerle de paylaşmak ve gerekiyorsa bazılarınızı düşündürmeye sevk etmek isteğindeyiz.

Türkçe güzel bir dil der dururuz. Türkçe bize hitap eden bizim çocuklarımıza düzgün konuşmalarını öğretmeye çalıştığımız ana dilimiz öyle değil mi? Maalesef bugün bir "İyi ki doğdun" yazısını içeren süsü bile Türkçe olarak bulmak neredeyse imkansız. Evet var ama öyle güzel "Happy Birthday" yazıları var ki hangisini alacağınıza karar veremiyorsunuz. 

Çocuğumun kıyafetinin üzerinde "baby, mummy, daddy, lovely, kiss me, bear, car..." yazmasından sıkıldım ve asla tercihim olmadı. Zaten ünlü markalar Türk markası bile olsalar ne yazık ki Türkçe bir şey yazmaktan çekiniyorlar. Bahane olarak ihracat olsa da Türkiye'de sattığınız ürünleri neden Türkçe yazılarla satamayasınız ki. Çoğu insan zaten üzerinde ne yazdığını bile bilmeden alıyor. Yeni doğmuş sevimli bebeğinizin üzerinde "Sevimli domuzcuğum" yazmasını ister misiniz? Maalesef "Lovely piggy" yazısı bunun ta kendisi. Dikkatli olmak da fayda var. "Minik kuzu" yazılsa kötü mü olur. Bize göre yeterince kaliteli LCW ürünlerini tercih nedenim arasında Türkçe olarak da bir şeyler bulabilmek olmuştur. Bugüne kadar oğluma "Benim güçlü babam", "Annemi çok seviyorum", "Kral babam", "arabam", "cuf cuf tren" gibi  şeyler yazan birçok kıyafet aldım.

En son kızımız için Bursa'da tekstil kentinde alışverişe çıktık. Ucuz olmasını ve güzel şeyler olmasını bekliyordum. Evet bayağı güzel şeyler var ama İngilizce yazılardan yine gına geldi. Mecburen bir iki yazısı çok belli olmayan parçaları aldık. Tercihimiz Türkçe yazması olmasına rağmen bu konuda başarıyı yakalayamadık. Bir mağazada artık dayanamayıp sordum. "Türkçe olunca satılmıyor mu?" Cevap yukarıda da bahsettiğim neden yurt dışına da satıyoruz. Evet ama Türkiye içerisinde sattıklarınıza Türkçe yazın, zor değil, çocukların görsel zekasında da yer edinsin, birçok insan da aaa burada da ne yazıyor demesin. Yapılabilecek şeyleri çok zormuş gibi göstermeye gerek yok.

Anne babalara düşen görev ise tercihlerinizi yaparken mağazaya da bildirin neden bu Türkçe değil? sorusu her defasında duyulursa onlar Türkçe yazılı şeyleri satmaya başlar ve üretici de ihraç ediyoruz kurgusunun arkasına sığınamaz.

En güzel dil Türkçe, en güzel dil anadil!!!!


[Devamı...]
 
Copyright © . Anne ve Baba Gözünden Bebek Gelişimi - Posts · Comments